Türkiye'nin Yenilenebilir Enerji Coğrafyası
Türkiye'nin Yenilenebilir Enerji Coğrafyası
Güneş, hidroelektrik ve rüzgar üretiminde bölgesel farklılıklar; şebeke kısıtlamaları, politika mimarisi ve 2035 hedeflerinin anatomisi
Türkiye, 2025 yılını yenilenebilir enerji tarihinde bir dönüm noktası olarak tamamlamıştır: güneş ve rüzgar birleşik payı ilk kez hidroelektriği geçerek elektrik üretiminin yüzde 22'sine ulaşmıştır. Ancak bu ulusal tablo, iller arasındaki derin yapısal asimetriler, çözümsüz şebeke darboğazları ve 2035 hedeflerini tehdit eden kritik bir tempo açığını gizlemektedir.
Ember'in 2026 Türkiye Elektrik İncelemesi'ne göre güneş ve rüzgar 2025 yılında ilk kez birlikte hidroelektriği geride bırakmıştır. Bu devrilme noktası tesadüf değildir; güneş kapasitesi 2022-2025 arasında 2,5 yılda ikiye katlanmış, rüzgar ise sektör tarihinin en yüksek yıllık artışıyla 2025'i kapamıştır. Ekim 2025 sonu itibarıyla Türkiye'nin toplam kurulu gücü 121.412 MW'ı aşmıştır; bunun yaklaşık yüzde 58'i yenilenebilir kaynaklardan oluşmaktadır.
Ne var ki ulusal rakamların gölgesinde çözüme kavuşturulamamış bir şebeke sorunu, hedeflerle mevcut yatırım temposu arasında açılan derin bir makas ve bölgeden bölgeye kökten değişen bir enerji coğrafyası yatmaktadır. Bu analizin amacı, o ulusal başlıkların gerisini okumaktır.
Yapısal Bağlam: Neden Şimdi, Neden Bu Hızda?
IEA'nın 2021 Türkiye Enerji Politikası İncelemesi, yenilenebilir büyümenin arkasındaki temel baskıyı net biçimde ortaya koymaktadır: Türkiye, birincil enerji tüketiminin yaklaşık yüzde yetmişini ithal etmektedir. Bu oran, enerji güvenliğini ekonomik bir zaruret haline getirmektedir. Doğal gaz fiyatlarındaki dalgalanmalar ve Rusya'ya olan arz bağımlılığı, her jeopolitik kriz döneminde Türkiye'nin cari açığını döviz kanalıyla doğrudan etkileyen bir risk faktörüne dönüşmektedir.
Bu yapısal bağlam, yenilenebilir enerji yatırımını salt bir iklim politikası tercihinden öte, bir makroekonomik zorunluluk olarak konumlandırmaktadır. IEA'nın analizine göre yurt içi yenilenebilir üretimdeki her ek TWh, doğal gaz ithal faturasını doğrudan azaltmaktadır; dolayısıyla enerji geçişi, döviz tasarrufu politikasının da bir bileşeni haline gelmiştir.
Maliyet tarafında ise küresel ölçekte yaşanan köklü bir değişim devreye girmiştir. IRENA'nın 2024 yenilenebilir enerji maliyet raporuna göre fotovoltaik güneş panellerinin küresel ortalama kurulum maliyeti 2010-2023 arasında yüzde doksan ikiden fazla gerilemiştir. Kara rüzgar türbinlerinde bu düşüş yüzde altmışı aşmıştır. Türkiye bu maliyet inişine hem ithalatçı hem de giderek artan biçimde yerli üretici olarak dahil olmuştur.
Güneş Enerjisi Üretimi: Konya ve Şanlıurfa'nın Öncülüğü
Güneş üretim haritası, yoğunlaşmanın ağırlıklı olarak İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Bu tablonun en belirgin açıklaması, Konya'nın Karapınar ilçesindeki dev tesis ile somutlaşmaktadır.
Kalyon Karapınar Güneş Enerji Santrali, 1.350 MW kurulu güç ve 20 milyon metrekarelik alan ile Avrupa'nın tek bir yatırımcıya ait en büyük güneş santrali konumundadır. 3,2 milyondan fazla güneş panelinden oluşan tesisin yıllık elektrik üretimi yaklaşık 3 milyar kWh'tir. Günlük Sabah ve Balkan Green Energy News'in haberlerine göre tesisin 2023'te resmi açılışı gerçekleşmiş; Kasım 2025'te ise 1,85 GW'a genişletilmesi planı kamuoyuyla paylaşılmıştır. Proje, Türkiye'nin ilk büyük ölçekli yenilenebilir enerji ihale modeli olan YEKA GES-1 kapsamında hayata geçirilmiştir. Kullanılan güneş panelleri tamamen yerli üretim olup bu durum, YEKA modelinin yerli tedarik zinciri zorunluluğunun fiiliyattaki karşılığıdır.
Temel Veriler — Güneş ÜretimiŞanlıurfa, güneş üretimi haritasında Konya ile birlikte öne çıkmaktadır. Ancak Şanlıurfa'nın potansiyeli henüz büyük ölçüde kullanılmamış bir biçimde durmaktadır. Ember'in Şubat 2024 raporuna göre büyük baraj rezervuarlarına kurulabilecek kayan güneş sistemleri, Türkiye için kritik bir fırsat alanı oluşturmaktadır. Söz konusu beş büyük rezervuarda (Atatürk, Karakaya, Keban, Ilısu ve Birecik) toplamda 17 GW kayan güneş potansiyeli mevcuttur. Bu potansiyelin Şanlıurfa gibi güneş ışınımı en yüksek illerden birinde yoğunlaşması, bölgenin çifte enerji avantajını belgelemektedir.
Kayan güneş sistemlerinin işlevsel üstünlükleri salt alan verimliliğiyle sınırlı değildir. Rezervuar yüzeyini kısmen örterek su buharlaşmasını azaltmaları, özellikle kuraklık dönemlerinde su kaynaklarını koruma açısından kritik bir ek fayda sunmaktadır. Bunun yanı sıra aynı konumdaki hidroelektrik kapasiteyle eşgüdümlü çalışarak değişken üretimin dengelenmesine katkıda bulunmaları, bu sistemleri salt enerji üretim aracının ötesinde bir sistem esnekliği unsuruna dönüştürmektedir.
Solargis'in 1994-2018 ölçüm dönemine ait verileri, Ember tarafından il bazında ortalanarak kullanılmaktadır. Bu veriler; her il için optimum açıda bağımsız bir tesisin üretebileceği maksimum enerji miktarını (kWh/kWp) temsil etmektedir. Ölçek 1.120 ile 1.720 kWh/kWp arasında uzanmakta olup Güneydoğu Anadolu skalanın üst ucuna yerleşmektedir.
Güneydoğu illerinin potansiyel haritasında en parlak dilimde yer almasına karşın kurulu güneş kapasitesi sıralamasında geri sıralarda kalması, yapısal bir şebeke sorununa işaret etmektedir. Ember'in raporları bu noktayı açıkça belgelemektedir: güneş ışınımı en yüksek bölgeler, şebeke bağlantı kapasitesinin en kısıtlı olduğu bölgelerle çakışmaktadır. Potansiyel haritasının en parlak noktaları, altyapı haritasının en karanlık köşelerine denk düşmektedir.
Hidroelektrik Üretimi: GAP'ın Mirası ve İklim Kırılganlığı
Hidroelektrik üretim haritası, Türkiye'nin enerji coğrafyasını en keskin biçimde ortaya koyan tablodur. Renk skalasının üst ucuna yakın konumlanan iller, istisnasız biçimde Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da yoğunlaşmaktadır. Bu tablonun ardında ülkenin en uzun ve en yüksek debili iki nehri yatmaktadır: Fırat ve Dicle.
DSİ'nin resmi verilerine göre Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), Fırat ve Dicle havzaları üzerinde 22 baraj ve 19 hidroelektrik santral öngörmekte olup projenin enerji bileşeni tamamlandığında yılda 27 milyar kWh elektrik üretimi hedeflenmektedir. DSİ'nin açıkladığı ekonomik etki değerlendirmesine göre hidroelektrik sektörü Türkiye ekonomisine bugüne dek 400 milyar TL'yi aşan bir katkı sağlamıştır. Şanlıurfa-Adıyaman il sınırında konumlanan Atatürk Barajı, DSİ kayıtlarına göre 2.400 MW kurulu güçle ülkenin en büyük hidroelektrik tesisi olma özelliğini korumaktadır. 1993'ten bu yana yaklaşık 2,16 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılamaktadır.
Fırat Nehri üzerindeki diğer büyük tesisler arasında Diyarbakır'ın Çüngüş ilçesindeki Karakaya Barajı (1.800 MW) ve Elazığ'ın Keban ilçesindeki Keban Barajı (1.360 MW) öne çıkmaktadır. Dicle Nehri üzerinde ise Ilısu Barajı (1.200 MW) bulunmakta; DSİ'nin tasarım belgelerine göre bu tesis yıllık 4,12 TWh üretim kapasitesiyle Güneydoğu'nun geniş bir bölgesini beslemektedir. Doğu Karadeniz'de ise Çoruh Nehri üzerindeki baraj zinciri (Deriner, Artvin, Borçka) bölgenin haritadaki görece koyu tonunu açıklamaktadır.
"Barajlı hidroelektrik kapasitesi, yalnızca üretim hacmiyle değil; güneş ve rüzgarın dalgalı çıktısını dengeleyebilen esnekliğiyle de değerlendirilmek zorundadır."
2025 Kuraklık Anomalisi ve Sistem Kırılganlığı
Ember'in 2026 Türkiye raporuna göre Türkiye, 2025 yılında küresel ölçekte Brezilya'nın ardından en büyük hidroelektrik üretim düşüşünü yaşayan ikinci ülke olmuştur. Uzun süreli kuraklık, kar yağışlarındaki azalma ve rezervuarlardaki doluluk oranlarının kritik seviyelerin altına gerilemesi; hidroelektrik üretimini ciddi biçimde baskılamıştır.
Bu anomali, Türkiye'nin enerji sistemindeki yapısal bir kırılganlığı gözler önüne sermiştir: hidroelektrik üretimine olan tarihsel bağımlılık, iklim değişikliğinin yoğunlaştırdığı hidrolojik belirsizlik karşısında giderek daha büyük bir risk faktörüne dönüşmektedir. Fırat-Dicle havzası, IPCC raporlarının öngördüğü iklim değişikliği senaryolarında Türkiye'nin en yüksek kuraklık riski taşıyan bölgeleri arasında yer almaktadır.
Tam bu noktada 2025'te güneş ve rüzgardaki hızlı büyüme salt bir başarı hikayesi olarak okunamaz; aynı zamanda hidroelektrikte oluşan üretim açığını doldurmak zorunda kalmanın da ürünüdür. Bu dolaylı baskı, geleceğe yönelik kritik bir mesaj içermektedir: iklim riskleri nedeniyle hidroelektrik güvenilirliği azaldıkça, güneş ve rüzgarın 2035 hedefini yalnızca mevcut arzı tamamlamak için değil, hidroelektriğin iklim kaynaklı kayıplarını da telafi etmek için büyümesi gerekmektedir. Bu durum, 120 GW'lık hedefin gerçek iddialılığını sayıların ortaya koyduğundan çok daha yüksek bir seviyeye taşımaktadır.
Rüzgar Enerjisi Üretimi: Ege'nin Vazgeçilmez Koridoru
Rüzgar enerjisi üretim haritası, dört tablo arasında en dar coğrafi yoğunlaşmayı sergileyen tablodur. Ağırlıklı olarak Ege ve Marmara kıyı şeridinde sıkışan bu harita, Türkiye'nin rüzgar coğrafyasını neredeyse tek bir hat boyunca çizmektedir.
TÜREB'in (Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği) Şubat 2026 verilerine göre Türkiye'nin toplam rüzgar kurulu gücü 2025 sonu itibarıyla yaklaşık 15.934 MW'a ulaşmıştır. 2025'te eklenen 2.141 MW, sektör tarihinin en yüksek yıllık artışını temsil etmektedir. İl bazlı sıralamada İzmir 2.307 MW ile birinci, Çanakkale 1.556 MW ile ikinci, Balıkesir 1.552 MW ile üçüncü sıradadır; İstanbul (954 MW) ve Manisa (780 MW) ilk beşi tamamlamaktadır.
Temel Veriler — RüzgarWindEurope'un analizine göre İzmir, Türkiye'nin ulusal rüzgar kapasitesinin yaklaşık yüzde yirmisini tek başına barındırmakta; aynı zamanda uluslararası türbin bileşeni üreticileri için de önemli bir üretim merkezi işlevi görmektedir. TPI Composites'in İzmir bölgesindeki tesisleri bu endüstriyel birikimin somut bir örneğidir. Yenilenebilir enerji kapasitesinin coğrafi yoğunlaşması, bu anlamda yalnızca elektrik üretimini değil; ihracat kapasitesi ve yerel istihdam gibi ekonomik değişkenleri de şekillendirmektedir.
Açık Deniz Rüzgarı: Kullanılmayan Potansiyel
Türkiye'nin kara rüzgarı alanında yakaladığı ivme, açık deniz rüzgarı (offshore wind) alanındaki mutlak boşluğu daha da görünür kılmaktadır. 2025 itibarıyla Türkiye'nin işletmede açık deniz rüzgar kapasitesi sıfırdır. ScienceDirect'te 2025 yılında yayımlanan kapsamlı bir politika değerlendirmesi, Türkiye'nin Ege ve Karadeniz kıyılarının özellikle 50 metre derinliğe kadar olan alanlarda sabit temelli açık deniz türbinlerine fiziksel olarak elverişli olduğunu ortaya koymakta; mevzuatın güncellenmesi durumunda 2035'e dek 5 GW offshore kapasiteye ulaşılabileceğini öngörmektedir.
Kara rüzgar kapasitesi fiziksel olarak sınırlı olan Ege illerinde arazi kıtlığı ve görsel-çevresel itirazlar, ek kapasite eklenebilir sahaların azalması anlamına gelmektedir. Açık deniz geçişi, bu fiziksel sınırı aşmanın tek sürdürülebilir yolu olarak değerlendirilmektedir. Lisanslama çerçevesinin geliştirilip geliştirilmeyeceği sorusu, önümüzdeki yıllarda belirleyici bir politika gündemini oluşturmaktadır.
Politika Mimarisi: YEKDEM'den YEKA'ya, Süper İzin'e
Haritaların görsel anlatısının gerisinde Türkiye'nin yenilenebilir enerji teşvik mimarisi yatmaktadır. Bu mimarinin temeli, 2005 yılında yürürlüğe giren Yenilenebilir Enerji Kanunu'dur (Kanun No. 5346). Kanunun ilk versiyonu, ikincil mevzuatın yetersizliği ve düşük tarife düzeyleri nedeniyle yatırımcı talebini harekete geçiremedi.
2010 değişiklikleriyle yükseltilen tarife seviyeleri ardından 2011'de YEKDEM çatısına dönüştürüldü. Mondaq'ın 2024 mevzuat analizine göre YEKDEM, yenilenebilir enerji tesislerine on yıl boyunca sabit alım fiyatı güvencesi sağlamaktadır; güneş için 13,3 dolar cent/kWh, rüzgar ve hidroelektrik için 7,3 dolar cent/kWh olarak belirlenen bu değerler, yatırımcılar için öngörülebilir bir getiri tabanı oluşturmaktadır. YEKDEM ayrıca yerli ekipman kullanımı için ek prim imkanı tanımaktadır.
IEA'nın politika veritabanına göre 2016'da devreye giren YEKA (Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları) modeli, büyük ölçekli yatırımları tersine ihale yöntemiyle çekmeyi ve yerli ekipman kullanımını bu kez bir seçenek olarak değil; zorunlu bir koşul olarak belirlemeyi hedeflemektedir. Bu model, sektörü bir enerji ithalat kaleminden bir sanayi kalkınma aracına dönüştürme niyetini açıkça yansıtmaktadır. Karapınar'daki paneller bu politikanın en somut çıktısıdır.
En güncel politika müdahalesi ise 2025 başında hayata geçen "Süper İzin" düzenlemesidir. Daily Jus'un Şubat 2025 analizine göre bu düzenleme, yenilenebilir enerji projelerinde farklı kurumlardan alınması gereken izinleri tek çatı altında birleştirerek proje onay sürelerini kısaltmayı amaçlamaktadır. Yatırımcı çevreleri düzenlemeyi olumlu karşılamış; ancak asıl darboğazın izin süreçlerinde değil, şebeke bağlantı kapasitesinde yatmaya devam ettiğini vurgulamıştır.
2005: Yenilenebilir Enerji Kanunu (No. 5346) yürürlüğe giriyor. Tarife düzeyleri yetersiz kalıyor; yatırım ivmesi sınırlı.
2010: Kanun değişikliğiyle tarifeler yükseltiliyor; IEA'ya göre bu revizyon yatırımcı ilgisini ilk kez anlamlı biçimde artırıyor.
2011: YEKDEM devreye giriyor. 10 yıllık sabit alım fiyatı güvencesi ve yerli ekipman primi sağlanıyor.
2016: YEKA modeli ilk kez uygulanıyor. Tersine ihale yöntemi ve yerli ekipman zorunluluğu birleşiyor.
2020: YEKA GES-1 kapsamında Karapınar'da ilk paneller devreye giriyor.
2023: Karapınar tam kapasiteye ulaşıyor. Güneş üretim payı hızlı büyüme sürecine giriyor.
2025: Süper İzin düzenlemesi yürürlüğe giriyor. Güneş ve rüzgar ilk kez birlikte hidroelektriği geçiyor (Ember, 2026).
Şebeke: Türkiye'nin Görünmez Darboğazı
Türkiye'nin yenilenebilir enerji alanındaki en ciddi yapısal sorunu, kurulu kapasite hedefleri veya tarife düzeyi değildir. Sorun şebekedir; üretilen elektriği taşıyacak, dönüştürecek ve dağıtacak iletim-dağıtım altyapısının kapasitesizliği.
Ember'in Nisan 2026 tarihli Türkiye raporuna göre bazı bölgelerde şebeke bağlantı kapasitesi fiilen sıfırlanmıştır; yani yeni yenilenebilir enerji projeleri teknik onay alamamaktadır. Bu durum, özellikle güneş potansiyeli en yüksek illerde acı bir çelişki yaratmaktadır: en zengin güneş kaynaklarının bulunduğu bölgeler, altyapısı en yetersiz olan bölgelerle örtüşmektedir.
Ember'in analizine göre Türkiye'nin 2023 sonu itibarıyla 33 GW'ı aşan batarya depolama projesi boru hattı bulunmaktadır; bu miktar potansiyelin büyüklüğünü göstermektedir. Ancak boru hattındaki projelerin büyük çoğunluğu henüz inşa aşamasında değildir. Şebeke genişlemesi, yeni kapasite artışının gerisinde kalmaya devam ettiği sürece kurulu güç rakamları, gerçek üretim kapasitesini abartmaya devam edecektir. Bazı bölgelerde sistemin taşıyamayacağı enerji "kısıtlanmakta" (curtailment) ve fiilen ziyan edilmektedir.
Şebeke sorununun boyutu, hedeflerle kıyaslandığında daha da belirginleşmektedir. 120 GW'lık güneş-rüzgar hedefine ulaşmak için yalnızca kurulum değil, bu üretimi ulusal sisteme aktaracak iletim ve dağıtım altyapısının eş hızda büyümesi zorunludur. Ember, mevcut şebeke yatırım planlamasında bu ölçekteki bir ivmelenme için gerekli finansmanın ve fiziksel kapasitenin henüz temin edilmediğini vurgulamaktadır.
Türkiye'nin 2024 sonunda açıkladığı uzun vadeli stratejisi, güneş ve rüzgar kurulu gücünü mevcut yaklaşık 32 GW seviyesinden 2035'e kadar 120 GW'a çıkarmayı öngörmektedir. Bu hedefe ulaşmak için yıllık ortalama 8 GW yeni kapasite eklenmesi gerekmektedir. Ember'in Nisan 2026 hesaplamalarına göre 2025'te gerçekleşen toplam ekleme 6,5 GW düzeyinde kalmıştır; bu rakam, hedefin gerektirdiği temponun yüzde seksenine bile ulaşamamaktadır.
Ember, mevcut hızın sabit tutulması durumunda 2035 hedefine ulaşılmasının mümkün olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Hedefi yakalamak için özellikle 2030 sonrasında yıllık 13,8 GW'lık bir ekleme temposu gerekmektedir; bu değer, 2025'te kaydedilen en yüksek yıllık artışın yaklaşık 6,5 katına denk gelmektedir. Şebeke kısıtlamalarının giderilmesi, bu hedefe ulaşmanın önkoşulu olmaya devam etmektedir.
Bölgesel Asimetri ve Dağıtıcı Adalet
Türkiye'nin yenilenebilir enerji haritası, başka bir yapısal gerilimi de gün yüzüne çıkarmaktadır: coğrafi eşitsizlik. En büyük güneş ve rüzgar kapasite artışları ağırlıklı olarak Orta ve Batı Anadolu'da gerçekleşmektedir. IEA'nın 2021 Türkiye raporunun da altını çizdiği gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolu, enerji erişimi ve altyapı yatırımı açısından ülkenin geri kalanından ciddi biçimde ayrışmaktadır.
Bu coğrafi asimetrinin pratik bir sonucu vardır. Güneydoğu'nun güneş ve su kaynakları, bölge ekonomisine katma değer yaratabilmesi için hem şebeke hem de yerel talep kapasitesine ihtiyaç duymaktadır. GAP'ın enerji bileşeni kalkınma hedefleriyle birlikte tasarlanmıştı; aynı yaklaşım, yenilenebilir enerji yatırımlarının bölgesel kalkınma araçlarıyla ilişkilendirilip ilişkilendirilmeyeceği sorusunu bugün de geçerli kılmaktadır.
YEKA modelinin yerli ekipman zorunluluğu bu dağıtıcı boyutu kısmen adreslemektedir. Ancak üretim tesislerinin büyük bölümü Ege ve Marmara'da konumlandığından, sanayi faydasının bölgesel dağılımı hâlâ dengesizdir. Politika yapıcıların bu asimetriyi enerji güvenliği hedefleriyle birlikte ele alması, kaçınılmaz bir gündem maddesi olmaya devam etmektedir.
Sonuç: Haritanın Gösterdiği ve Gizlediği
Türkiye'nin yenilenebilir enerji coğrafyasına dair dört temel harita, birbirini tamamlayan ama tam olarak örtüşmeyen dört anlatı sunmaktadır. Hiçbir bölge, her dört kaynakta eş zamanlı üstünlük taşımamaktadır. Ege rüzgar enerjisinde öne çıkarken Güneydoğu Anadolu hem güneş hem de hidroelektrikte belirleyici konumdadır. İç Anadolu büyük güneş santralleri için en uygun topografyayı sunarken Doğu Karadeniz, Çoruh havzasının getirdiği hidroelektrik potansiyeli dışında her iki haritada da görece geri planda kalmaktadır.
Ember'in 2026 analizi, bu tabloya sistematik bir perspektif eklemektedir: barajlı hidroelektrik tesisler, tıpkı büyük bir batarya gibi suyu depolayarak gün içinde güneş ve rüzgarın değişken üretimini dengeleme kapasitesi taşımaktadır. 2025'te güneş ve rüzgarın hidroelektriği geride bırakarak yenilenebilir enerji büyümesinin birincil sürücüsü konumuna yükseldiği bir dönemde bu dengeleme işlevi, giderek daha hayati bir anlam kazanmaktadır.
Ancak tüm bu potansiyel tek bir kritik değişkene kilitlidir: şebeke. Kapasite ne kadar büyük, politika teşvikleri ne kadar cömert olursa olsun; üretilen elektriği taşıyacak altyapı olmadan bu kapasiteden ekonomik değer elde etmek mümkün değildir. Türkiye'nin 2035 hedefi, belirlenen kapasite rakamından değil; şebeke yatırım takviminden gerçek sınavını geçecektir.
Dört haritayı bir arada okumak şunu gösterir: Türkiye, yenilenebilir enerji geçişi için olağanüstü bir doğal kaynak portföyüne sahiptir. Soru, bu portföyü rekabetçi bir avantaja dönüştürecek kurumsal kapasite ve altyapı yatırımının zamanında devreye girip girmeyeceğidir.
Not: Üretim verileri (TWh) Ember'in 2025 ve 2026 yılı Türkiye elektrik veri tabanlarından alınmıştır. Güneş potansiyeli verileri (kWh/kWp) 1994-2018 dönemi Solargis ölçümlerine dayanmakta olup Ember tarafından il bazında ortalaması alınmıştır. Kapasite rakamları için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Ekim 2025 istatistikleri esas alınmıştır. Politika mevzuatı için IEA politika veritabanı ve Mondaq hukuki analizi kullanılmıştır.
Kaynaklar:
[1] Ember (Mart 2025). Türkiye Electricity Review 2025. ember-energy.org/app/uploads/2025/03/Turkiye-Electricity-Review-2025.pdf
[2] Ember (Nisan 2026). Türkiye Electricity Review 2026. PV Tech aktarımıyla: pv-tech.org/turkey-must-triple-solar-and-wind-capacity-to-meet-2035-targets-ember/
[3] Ember (Ocak 2025). Türkiye surpasses 2025 solar target as capacity doubles in 2.5 years. ember-energy.org/latest-insights/turkiye-surpasses-2025-solar-target-as-capacity-doubles-in-2-5-years/
[4] Ember (Şubat 2024). Hybrid plants push solar capacity past wind in Türkiye. ember-energy.org/latest-insights/hybrid-plants-push-solar-capacity-past-wind-in-turkiye/
[5] Ember (Mart 2025). Türkiye can expand solar by 120 GW through rooftops. ember-energy.org/latest-insights/turkiye-can-expand-solar-by-120-gw-through-rooftops/
[6] T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (Ekim 2025). Electricity Sector Statistics. enerji.gov.tr/infobank-energy-electricity
[7] IEA (2021). Turkey 2021: Energy Policy Review. iea.org/reports/turkey-2021 — Lisans: CC BY 4.0
[8] IEA (2021). Turkey's Renewable Energy Resource Areas — Policy Database. iea.org/policies/17752-turkeys-renewable-energy-resource-areas
[9] IRENA (2024). Renewable Power Generation Costs in 2023. irena.org/Publications/2024/Sep/Renewable-Power-Generation-Costs-in-2023
[10] Solargis / World Bank Global Solar Atlas. Turkey Solar Irradiation and PV Power Potential Maps. datacatalog.worldbank.org/search/dataset/0039835
[11] DSİ Genel Müdürlüğü. GAP Enerji Verileri ve Baraj İstatistikleri. dsi.gov.tr
[12] Daily Sabah (3 Mayıs 2023). Türkiye officially launches Europe's largest solar power plant. dailysabah.com
[13] Balkan Green Energy News (Kasım 2025). One of biggest PV parks on Earth expanding to 1.85 GW. balkangreenenergynews.com
[14] TÜREB / Anadolu Ajansı (Şubat 2026). Türkiye's wind power capacity nears 16,000 MW after record growth in 2025. aa.com.tr/en/energy/finance/turkiyes-wind-power-capacity-nears-16-000-mw
[15] WindEurope. Türkiye reaches 10 GW wind energy milestone. windeurope.org/news/turkey-reaches-10-gw-wind-energy-milestone/
[16] ScienceDirect (2025). Unveiling the wind energy future of Türkiye with policies, technologies and potential. sciencedirect.com/science/article/pii/S2405844025009727
[17] Mondaq (2024). New Tariff in YEKDEM and Local Content Prices, Durations and Update Principles in Turkey. mondaq.com/turkey/renewables/1512122
[18] Daily Jus (Şubat 2025). The "Super Permit": Türkiye's Renewable Energy Agenda. dailyjus.com
[19] ScienceDirect (2011). Water development for hydroelectric in southeastern Anatolia project (GAP) in Turkey. Renewable Energy, 39(1). sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0960148111004496

Yorumlar
Yorum Gönder