Silah İhracatının Sessiz Ekonomisi Türkiye'nin Küresel Güç Dengesindeki Yeni Ağırlığı
Silah İhracatının Sessiz Ekonomisi
Türkiye'nin Küresel Güç Dengesindeki Yeni Ağırlığı
Dünya askeri harcamaları 2024'te ilk kez 2,7 trilyon doları aştı; bu rakam Soğuk Savaş'ın bitişinden bu yana görülen en sert tek yıllık büyümeyi temsil ediyor. Bu tablonun içinde Türkiye, bir ihracat rakamından çok bir paradigma değişikliğinin simgesi haline geldi: on yılda 1,9 milyar dolardan 10 milyar dolara yükselen savunma gelirleriyle artık küresel silah ekonomisinin şekillenmesine doğrudan katkı veren bir aktör.
I. Küresel Tablo: Tarihsel Bir Silahlanma Dönemi
SIPRI'nin Nisan 2025 tarihli raporuna göre dünya askeri harcamaları 2024'te 2.718 milyar dolara ulaştı. Bu, 2015'ten bu yana kümülatif yüzde 37'lik büyümenin doruk noktasıdır. Harcamaların artmadığı tek bir yıl yok; ve tüm coğrafi bölgeler aynı anda büyüyen bir silahlanma döngüsünün içinde.
Bu döngüyü besleyen iki ana kaynak var: Ukrayna'nın Batılı tedarik zincirlerini zorlaması ve Gazze savaşının Orta Doğu'da tüm hesapları yeniden düzenlemesi. Ancak asıl yapısal neden daha derinde yatıyor: küresel güvenlik mimarisinin çok kutuplu bir düzene geçiş sürecinde bozulması. ABD'nin müttefik güvencelerine duyulan şüphe Avrupa'yı yeniden silahlandırıyor, Çin'in Hint-Pasifik'teki yayılmacılığı komşularını harcama yarışına itiyor, Rusya ise kendi askeri ekonomisini tam kapasitede çalıştırıyor.
2020-2024 Dönemi: Beş Büyük İhracatçı ve Pazar Payları
| Ülke | Pay (%) | 2015-19'a Göre | Ana Alıcılar / Not |
|---|---|---|---|
| ABD | 43% | +17% | Japonya, Avustralya, G. Kore; F-35 programı pazar payını büyütüyor |
| Fransa | ~10% | ↑ | Hindistan, Yunanistan, Hırvatistan; Rafale satışları büyümeyi sürüklüyor |
| Rusya | ~8% | −64% | Hindistan, Çin; Ukrayna savaşı ihracat kapasitesini çökertmeye devam ediyor |
| Çin | ~6% | Stabil | Pakistan, BAE, Afrika; Ukrayna savaşının dolaylı yaptırım baskısı hissediliyor |
| Almanya | ~5% | ↑ | Ukrayna, AB üyeleri; Ukrayna savaşı talebi patlatmış durumda |
| Türkiye | Yükselen | +5 sıra | Pakistan, BAE, Ukrayna, NATO üyeleri; 2024'te 17. sıraya yükseldi |
Kaynak: SIPRI Arms Transfers Database, Mart 2025.
Bu tablonun en dikkat çekici unsuru Rusya'nın erimesi. 2015-19 dönemine kıyasla ihracatı yüzde 64 geriledi; bir on yıl önce dünyanın ikinci büyük silah ihracatçısıydı, şimdi üçüncü sıraya düştü. Rusya'nın bıraktığı boşluğu doldurmak için hem geleneksel Batılı tedarikçiler hem de yükselen aktörler yarışıyor; Türkiye bu yarışta beklenmedik bir hız kazandı.
II. Avrupa'nın Yeniden Silahlanması: Şok Edici Rakamlar
Rusya'nın 2022'de Ukrayna'ya tam ölçekli saldırısıyla birlikte Avrupa güvenlik reflekslerini köklü biçimde değiştirdi. Kıta, on yılda askeri harcamalarını yüzde 83 artırdı; bu, diğer tüm bölgelerin çok üzerinde bir büyüme.
| Ülke | 2024 Harcama | Yıllık Artış | Not |
|---|---|---|---|
| Almanya | 88,5 milyar $ | +28% | Birleşme'den bu yana Batı Avrupa'nın en büyük bütçesi |
| Polonya | 38,0 milyar $ | +31% | GSYİH'nin %4,2'si — NATO'nun en yüksek yükümlülüğü |
| Romanya | — | +43% | NATO baskısıyla hızlı büyüme; Baykar TB2 alımı bu dönemde |
| Ukrayna | 64,7 milyar $ | +2,9% | GSYİH'nin %34'ü; vergi gelirlerinin tamamı savunmaya gidiyor |
| Türkiye | ~40 milyar $ | +12% | Bölgede Suudi Arabistan ve İsrail ile birlikte en hızlı büyüyenler arasında |
Kaynak: SIPRI Military Expenditure Fact Sheet, Nisan 2025.
Avrupa'nın hızı sadece Ukrayna savaşıyla değil, ABD'nin NATO taahhütlerine duyulan güvensizlikle de bağlantılı. NATO'nun toplam harcamaları içinde Avrupa üyeleri 2024'te 454 milyar dolar harcadı; bu, ittifak toplamının yüzde 30'u. Ancak siyasi ağırlık ile finansal katkı arasındaki derin asimetri devam ediyor: ABD tek başına ittifak harcamalarının yüzde 66'sını üstleniyor.
III. Türkiye'nin İhracat Tırmanışı: Rakamların Hikâyesi
Türkiye savunma ve havacılık ihracatını 2014'te yaklaşık 1,9 milyar dolar seviyesinden başlatarak 2025'te 10,05 milyar dolara taşıdı. Bu, on yılda yaklaşık beş katlık büyüme anlamına geliyor. Ancak asıl ivme son üç yılda yaşandı.
Kaynak: SSB / Presidency of Defense Industries resmi açıklamaları, Ocak 2026.
2025 yılı sonunda SSB Başkanı Görgün'ün açıkladığı bir veri daha kritik: imzalanan yeni sözleşme stoku 17,8 milyar dolara ulaştı. Yani Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda teslim etmesi gereken savunma ihracat borcu hızla büyüyor. Bu birikim, ihracat büyümesinin yapısal nitelikte olduğuna işaret ediyor; geçici bir konjonktür etkisi değil.
IV. İHA: Türkiye'nin Yapısal Avantajı
Bayraktar TB2'nin Ukrayna savaşında ve Dağlık Karabağ çatışmasında elde ettiği muharebe görüntüleri, muhtemelen tarihte bir savunma ürününün gördüğü en etkili "reklam" haline geldi. Ancak Baykar'ın başarısını salt bir pazarlama fenomenine indirgemek yanıltıcı olur; altta yatan yapısal rekabet üstünlükleri var.
Bir CNAS (Center for a New American Security) raporuna göre Türkiye, Eylül 2024 itibarıyla küresel İHA ihracat pazarının yüzde 65'ini kontrol ediyordu; Çin, İsrail ve ABD'nin önüne geçmiş durumda. Bu, dünya sipah bazında büyük güçlerin tekeli altında olan savunma teknolojisinde küçük ya da orta büyüklükteki bir ülkenin pazar liderliğini ele geçirdiği ender örneklerden biri.
Baykar'ın rekabet avantajı birkaç bileşene dayanıyor. TB2'nin birim maliyeti yaklaşık 5 milyon dolar; ABD'nin MQ-9 Reaper'ı ise yaklaşık 30 milyon dolar. Hem muharebe testinden geçmiş bir platform hem de bu fiyat farkı, özellikle kısıtlı savunma bütçeli orta gelirli ülkeler için rakipsiz bir teklife dönüşüyor. Üstelik Türk İHA satışları genel olarak ABD ya da AB silah anlaşmalarında sıkça görülen kullanım kısıtlamaları veya üçüncü ülke satış izin zorunlulukları barındırmıyor; bu esneklik de önemli bir satın alma kolaylığı.
Baykar Platformlarının Küresel Dağılımı (2025 başı itibarıyla)
| Platform | Sözleşme / Teslimat | Seçilmiş Alıcılar |
|---|---|---|
| Bayraktar TB2 | 36 ülke sözleşme, 34'e teslimat | Ukrayna, Pakistan, BAE, Katar, Kuveyt, Polonya, Romanya, Arnavutluk, Hırvatistan, Kenya, Fas, Maldivler, Mali |
| Bayraktar Akıncı | 15 ülke sözleşme, 10'a teslimat | BAE, Pakistan, Suudi Arabistan — 2024'te BAE'ye teslim tamamlandı |
| Bayraktar TB3 | 1 ülke (Endonezya) | Kısa pistli gemilere uyumlu katlanır kanatlı platform; ilk uluslararası siparişi aldı |
Kaynak: Baykar Technologies resmi açıklamaları ve TURDEF, 2025.
Baykar'ın Avrupa'ya açılımı da jeopolitik açıdan önemli. TB2, AB üyesi dört ülkenin envanterinde yer alıyor: Arnavutluk, Hırvatistan, Polonya ve Romanya. Bu, bir NATO müttefiki olan Türkiye'nin aynı ittifak içindeki ülkelere yerli üretim savunma sistemi sattığı ilk örnekler arasında. 2025'te Baykar'ın İtalyan havacılık şirketi Piaggio Aerospace'i satın alması ve Leonardo ile LBA Systems ortak girişimi kurması ise Avrupa pazarındaki varlığını üretim boyutuna taşıdığının işareti.
V. Deniz Kuvvetleri İhracatı: MILGEM'in Küresel Yolculuğu
2004 yılında başlatılan MILGEM (Milli Gemi Projesi), başlangıçta Türk Deniz Kuvvetleri'nin modernizasyon programıydı. Bugün aynı proje, Türkiye'nin savunma sanayii tarihindeki en büyük ihracat paketlerinden birini besliyor; dört farklı ülkeye savaş gemisi teslimatı yapıyor ya da üretiyor.
| Alıcı Ülke | Platform Sınıfı | Adet | Durum | Yaklaşık Değer |
|---|---|---|---|---|
| Pakistan | Ada sınıfı korvet | 4 | 2 teslim edildi (2024, 2025); 2 devam | ~1,5 milyar $ |
| Endonezya | İstif (İstanbul) sınıfı firkateyn | 2 | Temmuz 2025'te sözleşme imzalandı | ~1 milyar $ |
| Malezya | Ada sınıfı korvet | 3 | Üretim devam ediyor | — |
| Katar | İstif (İstanbul) sınıfı firkateyn | — | Ocak 2026'da 1 milyar $'lık sözleşme | ~1 milyar $ |
| Ukrayna | Ada sınıfı korvet | — | İnşa sürüyor | — |
| Romanya | Hisar sınıfı hafif korvet / OPV | 1 | 3 Aralık 2025'te sözleşme; 6 ay içinde teslim planlanıyor | ~265 milyon € (platform + modifikasyon) |
Kaynak: Army Recognition, Naval News, Defense News, Baird Maritime, 2025-2026.
Romanya Satışı: NATO-AB Üyesine İlk Savaş Gemisi
Romanya anlaşması, MILGEM ihracat portföyünün belki de en dikkat çekici halkasını oluşturuyor; çünkü alıcı ülke hem NATO hem de AB üyesi. Bu, Türkiye'nin bir Avrupa Birliği üyesine savaş gemisi sattığı ilk örnek. Türk tarafında sözleşmeyi imzalayan ASFAT, Savunma Bakanlığı bünyesindeki devlet kurumu. Geminin bedeli 223 milyon Euro (gemi bedeli) artı 42 milyon Euro (Romanya'ya özgü modifikasyonlar) olarak açıklandı.
Satılan platform TCG Akhisar, MILGEM'in Ada sınıfı korvetinden türetilen Hisar sınıfının baş gemisi. 99,56 metre boyunda, yaklaşık 2.300 ton deplasmanında; 76 mm'lik ana top, Aselsan'ın Cenk ve Akrep radar sistemleri, TÜBİTAK'ın Yelkovan elektronik harp paketi ve çekdoğan sonar ile donatılmış olarak teslim edilecek. Romanya ise NSM (Kongsberg Naval Strike Missile) gemisavar füzelerini kendi tersanelerinde sonradan entegre edecek; bu "fitted for but not with" mimarisi modüler esnekliğin somut örneği.
Satın alma kararının arkasında acil bir operasyonel ihtiyaç yatıyor. Romanya yıllarca dört yeni korvet ve iki firkateyn modernizasyonu içeren kapsamlı bir donanma yenileme programı peşinde koştu; ancak Fransız Naval Group'un Gowind 2500 projesi hukuki itirazlar, siyasi baskılar ve tersane anlaşmazlıkları nedeniyle çöktü. Romanya, 2025'e dört yeni korvet yerine yalnızca tek bir operasyonel platform kazanarak ulaştı; ancak bu platform kağıt üzerindeki bir vaat değil, teslimata hazır gerçek bir gemi.
Romanya'nın Karadeniz filosunu güçlendirme ihtiyacı salt askeri değil ekonomik bir baskıdan da besleniyor: ülkenin kıyısından yaklaşık 160 kilometre açıktaki Neptune Deep doğalgaz sahası 2027'de üretime geçecek. Bu alanın deniz güvenliğini sağlamak, acil bir platform ihtiyacı yarattı. Türkiye, Romanya'nın içinde bulunduğu stratejik boşluğa hızlı teslimat kabiliyetiyle girdi; AB destekli çözümlerin yapamadığını yaptı.
Pakistan sözleşmesi, MILGEM'in ihracat modeli hakkında çok şey söylüyor. Dört korvetin ikisi Türkiye'de, ikisi ise Pakistan'ın Karaçi'sinde inşa edilecek; Türkiye tasarım haklarını ve kritik teknoloji transferini anlaşmanın içine dahil etmiş. Bu yapı, saf bir platform satışının ötesinde endüstriyel bir ortaklık kuruyor. Alıcı ülke hem teknolojiyi öğreniyor hem de istihdam yaratıyor; Türkiye ise uzun vadeli bir tedarik ilişkisi garanti altına alıyor.
PNS Khaibar (Pakistan'ın ikinci korveti), Aselsan'ın 3D hava arama radarı, düşük olasılıklı tespit navigasyon sistemi, CIWS ve elektronik harp paketi ile tam teçhizatlı teslim edildi. Bu, Türkiye'nin salt platform değil entegre bir sistem ekosistemi sattığını gösteriyor; Aselsan, Havelsan ve Roketsan'ın alt sistemleri paket içinde.
MILGEM programı 200'den fazla Türk alt yüklenici firmasını kapsıyor. Bu boyut, ihracat sözleşmesinin yarattığı katma değerin gemi inşaatçısında değil, geniş bir endüstriyel ekosistemde dağıldığı anlamına geliyor. Savunma ihracatının ekonomik çarpan etkisi bu nedenle resmi ihracat rakamlarının gösterdiğinden daha büyük.
VI. Zırhlı Araç ve Elektronik Harp İhracatı
Türkiye'nin kara sistemleri ihracatı, İHA kadar alıntılanmasa da hacim bakımından son derece önemli bir kategori. SSB verilerine göre 2024'te 40 ülkeye 4.500'den fazla kara aracı ihraç edildi. Kirpi zırhlı araçları özellikle Orta Doğu ve Afrika'da yaygın kullanım alanı buldu; hem muharebe testinden geçmiş hem de bakım lojistiği açısından erişilebilir bir platform olarak pazarda kendine yer açtı.
| Kategori | 2024 İhracat Hedefi | Öne Çıkan Sistem / Not |
|---|---|---|
| Kara araçları | 40 ülke / 4.500+ araç | Kirpi, Pars, FNSS Kaplan; zırhlı araç ihracatı son üç yılda en hızlı büyüyen alt kategori |
| Füze ve mühimmat | 42 ülke | Çakır ve Sungur füzeleri 2024'te ilk kez ihraç edildi; Atmaca gemisavar, Roketsan Orka torpido |
| Elektro-optik sistemler | 20+ ülke | Aselsan ASELFLIR-500 — 2024'te 16 ülkeye ihraç edildi; İHA ve helikopterlere entegre |
| Radar sistemleri | 10 ülke | Aselsan radarları MILGEM gemileri üzerinden dolaylı ihracata da katkı veriyor |
| Küçük çaplı silahlar | 111 ülke | MKE ve diğerleri — bu kategoride küresel ölçekte geniş dağılımlı |
| Helikopterler | 8 ülke | TUSAŞ T625 Gökbey; TAI aynı zamanda KAAN savaş uçağı için siparişler almaya başladı |
Kaynak: SSB, Defence Turkey Magazine, 2025.
Aselsan'ın pozisyonu bu tablodan ayrıca incelemeyi hak ediyor. SIPRI'nin 2024 Top 100 listesine göre Aselsan 3,47 milyar dolarlık yıllık geliriyle dünya sıralamasında 47. basamakta yer alıyor. Bu rakam, Peru'nun (3,42 milyar dolar), Nijerya'nın (3,16 milyar dolar) veya Yeni Zelanda'nın (3,03 milyar dolar) toplam savunma bütçelerini aşıyor; yani tek bir Türk savunma şirketinin yıllık geliri birçok ülkenin tüm ordusunu finanse edebilecek boyutta.
Elektronik harp alanında ise Türkiye giderek daha gelişmiş sistemlere geçiyor. Vural elektronik harp sistemi, Yener mayın tespit sistemi ve Korkut hava savunma platformu TSK'ya teslim edildi. İhracat boyutunda ise elektronik harp sistemleri MILGEM gemileri üzerinden paket halinde satılıyor; yani bu teknoloji doğrudan değil endüstriyel entegrasyon yoluyla uluslararası pazara çıkıyor.
VII. Jeopolitik Anlam: "İpli Satmıyoruz" Stratejisi
Türkiye'nin savunma ihracatının küresel güç dengesi açısından en önemli boyutu, salt ekonomik değil jeopolitik. Ankara, geleneksel Batılı ihracatçıların koşullu sattığı platformları koşulsuz satıyor; ya da daha hafif koşullarla. Bu tercih, ABD veya AB teknolojisine erişimi kısıtlı — ya da bu ülkelerle ilişkileri karmaşık — devletler için Türkiye'yi birincil alternatif tedarikçi konumuna taşıyor.
Fiyat rekabetçiliği: TB2, Batılı muadillerinin beşte bir ile onda biri fiyatına satılıyor. Bu avantaj özellikle orta ve düşük gelirli alıcılar için belirleyici.
Muharebe ispatı: Azerbaycan-Ermenistan çatışması (2020), Ukrayna (2022'den bu yana) ve Libya — bu üç farklı coğrafyada gerçek muharebe verisi üreten çok az İHA platformu var.
Koşulsuz satış: Türk silah anlaşmaları, ABD ITAR düzenlemelerindeki gibi üçüncü ülkeye satış izni veya kullanım amacı kısıtlamaları taşımıyor.
Teknoloji transferi: MILGEM modelinde görüldüğü gibi Türkiye, alıcı ülkeye üretim kapasitesi ve bilgi birikimi aktarıyor. Bu, salt platform satışından farklı, bağlayıcı bir endüstriyel ilişki kuruyor.
Kaynak: SSB Başkanı Görgün, Ocak 2026 açıklamaları. AB, NATO ve ABD kümesi 2025 ihracatının yüzde 56'sını oluşturdu.
Bu coğrafi dağılımda göze çarpan husus şu: Türkiye'nin ihracatının yüzde 56'sı Batılı ittifak ortaklarına gidiyor. Bu oran, yaygın algının aksine Türk savunma ihracatının "Batı karşıtı bir ülkeler grubunu" hedeflediği tezini çürütüyor. Türkiye hem NATO ortaklarına hem Orta Doğu'ya hem de Güneydoğu Asya'ya aynı anda satış yapabilen yapısal konumuyla fiilen iki farklı müşteri havuzunu birden besliyor. Bu durum hem bir ticari avantaj hem de diplomatik bir kaldıraç.
VIII. Türk Savunma Sanayiinin Yapısal Sınırları
Veriler yalnızca başarı hikâyesi anlatıyor olsa dürüst bir analizden söz edilemez. Türkiye'nin savunma sanayiinde devam eden yapısal kırılganlıklar var ve bunlar orta vadeli büyüme hedeflerini doğrudan etkiliyor.
| Kısıt Alanı | İçerik |
|---|---|
| Motor bağımlılığı | Akıncı ve Kızılelma Ukrayna yapımı Motor Sich motorlarını kullanıyor. Ukrayna savaşı tedarik belirsizliği yaratıyor; Baykar yerli motor geliştirmeye 300 milyon dolar yatırım açıkladı ancak seri üretim henüz yok. |
| Kritik bileşen ithalatı | MUSIAD'ın 2024 raporu, sektörün kritik bileşenler için yabancı tedarikçilere bağımlılığını sürdürdüğünü teyit ediyor. Yüksek yerelleşme oranları nihai montajı değil, ara bileşenleri kapsamıyor. |
| Üretim kapasitesi sıkışıklığı | Sözleşme stoku hızla büyüdü (17,8 milyar dolar) ancak teslim kapasitesi sınırlı. Sipariş birikmesi teslimat gecikmelerine yol açabilir; bu hem müşteri memnuniyetini hem sektörün itibarını etkiler. |
| Coğrafi kısıtlamalar | Bazı alıcılar Türk savunma sistemlerini üçüncü ülke tehdidi oluşturduğu iddiasıyla eleştiriyor. Pakistan'a MILGEM satışı Hindistan'la ilişkileri doğrudan etkileyen bir karar olarak konumlandırıldı. |
IX. Geleceğe Bakış: Sürdürülebilir mi?
Türkiye'nin savunma ihracatının 2025 sonunda 10 milyar dolara ulaşması, sektörü yalnızca nicel değil nitel bir eşiğin ötesine taşıdı. Bu ölçekte ihracat yapan ülkeler, küresel silah ekonomisinin sıradan oyuncusu değil, kural koyucusu ya da kural zorlayıcısı olabiliyor. Soru artık "Türkiye büyüyecek mi?" değil, "Büyüme hangi eksen üzerinde yeniden dengelenecek?"
Önümüzdeki 5 Yıl: Öne Çıkan Programlar
| Program | Durum | Önem |
|---|---|---|
| KAAN savaş uçağı | İlk uçuş 2024; seri üretim 2028 bekleniyor | Endonezya 48 adet için sözleşme imzaladı; Türkiye'nin savaş uçağı ihracatına adım atmasını simgeliyor |
| Kızılelma insansız savaş uçağı | Test uçuşları devam ediyor | F-16 kilitlemesi ve hedefleme başarıyla tamamlandı; nesil atlama potansiyeli taşıyor |
| Altay ana muharebe tankı | TSK'ya teslim başladı | Gelecek dönem ihracat portföyünün olası parçası; Otokar ve BMC kara sistemleri deneyimi arka plana güç katıyor |
| Hürjet eğitim uçağı | İspanya'ya ihracat gerçekleşti | NATO üyesi bir ülkeye uçak satışı — sektör için sembolik eşik |
| Çelik Kubbe Hava Savunma | TSK'ya dahil; 6,5 milyar $'lık yeni sözleşme | Uzun menzilli hava savunma sistemlerinde ihracatçı konumuna geçiş sinyali veriyor |
Türkiye savunma ihracatı artık marjinal bir büyüme değil, Türkiye'nin toplam ihracatındaki yapısal bir dönüşümü temsil ediyor: 2022'de toplam ihracatın yüzde 1,7'si olan savunma payı, 2025'te yüzde 3,7'ye çıktı.
Küresel ölçekte baktığımızda, Rusya'nın ihracat kapasitesinin erimesi savunma pazarında yeniden dağıtılmayı bekleyen önemli bir pazar payı bıraktı. Türkiye hem coğrafi konumu hem ürün yelpazesi hem de Rusya'nın güçlü olduğu bölgelerdeki ilişki ağları sayesinde bu boşluğun doğal doldurucu adaylarından biri.
Kritik soru: Üretim kapasitesi ve bileşen bağımsızlığı sözleşme stokunun büyüme hızını karşılayabilecek mi?X. Tarihin Dönüm Noktaları: Kısıtlamadan Üretici Konumuna
Türkiye'nin bugün ulaştığı noktayı anlamak için sektörün nasıl başladığına bakmak gerekiyor. Türkiye'nin savunma sanayii yatırımına yönelmesi, büyük ölçüde dışarıdan dayatılan kısıtlamaların tepkisel bir sonucu.
Sonuç: Silah Ekonomisinin Yeni Aktörü
Küresel silah ekonomisi bir kırılma noktasında. Yirmi yıl boyunca göreceli istikrara sahip olan büyük tedarikçi hiyerarşisi — ABD açık arayla önde, Rusya güçlü ikinci, Çin ve Avrupa yarışır konumda — bugün yeniden biçimleniyor. Rusya'nın ihracat kapasitesinin erimesi, Ukrayna savaşının Avrupa'da yeniden silahlanmayı kışkırtması ve Hint-Pasifik'in kendi içinde bir rekabet sahnesine dönüşmesi silah ekonomisine yeni aktörler çekiyor.
Türkiye bu bağlamda tek bir ürün veya pazara değil, birden fazla kategoride ve coğrafyada aynı anda büyüyen bir ekosisteme sahip. İHA'da küresel pazar liderliği, deniz kuvvetlerinde milyarlarca dolarlık ihracat portföyü, zırhlı araçta 40 ülkeye dağılan müşteri tabanı ve elektronik harp ile radar sistemlerinde giderek genişleyen bir teklif yelpazesi.
Savunma ihracatının ekonomik etkisi ise tek bir sektörü aşıyor. Kara araçlarından optik sistemlere, gemicilikten yazılıma uzanan 3.500'ü aşkın firma ağı ve yaklaşık 100.000 çalışan, bu sektörün Türkiye'nin genel sanayi dönüşüm stratejisiyle iç içe geçtiğini gösteriyor. Yüzde 3,7'lik ihracat payı hâlâ mütevazı görünebilir; ancak büyüme hızı ve sözleşme stoğu, bu oranın önümüzdeki yıllarda ikiye katlanmasının neden gerçekçi bir beklenti olduğunu anlatıyor.
Türkiye küresel güç dengesinde siyasi ağırlık iddiasını her zaman taşıdı. Artık bu iddiayı destekleyen yeni bir araç var: uluslararası arenada satın alınan, savaşta test edilmiş ve giderek daha fazla ülke tarafından tercih edilen savunma teknolojisi.

Yorumlar
Yorum Gönder